Seyahat

Likya Yolu Yürüyüşü – 1. Gün

Nisan ayının son haftasında, Süphan Dağcılık rehberliğinde gerçekleştirdiğimiz 4 gün süren Likya Yolu yürüyüşümüz beni gerçekten çok etkiledi. Doğaya, yürüyüşe, kamp hayatına meraklılar ve her şeyden önce özüne dönmek isteyenler için Likya Yolu 101 tadında olacağını düşündüğüm bu yazıda Likya’yı beraber keşfe çıkalım!

Çoğu yazımda olduğu gibi hem anılarıma yer vermek hem de daha nesnel bilgileri de katarak Likya’yı ziyaret etmek isteyenleriniz için ipuçlarını paylaşmak istedim.

Seyahatimizdeki her gün için ayrı bir yazı paylaşacağım, zira tek bir yazıya tüm bu güzellikleri sığdırmak çok zor! 😊

 

Özetle 4 günlük rotamız şöyleydi;

1. Gün: Kayaköy-Ölüdeniz-Kıdrak

2. Gün: Ovacık- Kozağaç ve Kirme üzerinden Faralya

3. Gün: Faralya – Kabak Koyu

4. Gün: Kabak – Alınca

 

Yürüyüş için Fethiye otogarda toplandığımızda orada gördüğüm kimseyi daha önceden tanımıyordum. Aslına bakarsanız bu ilk doğa yürüyüşümdü. 😊Bilmediğimiz bir rotayı keşfe çıkarken birlikte yürüdüklerinizle güven hissiyatı çok rahatlatır insanı. Otogarda buluştuğumuz rehberimiz Melike tam da bu sıcaklığı hissettiren gülümsemesiyle bizleri karşıladı.

Önümüzdeki 4 gün boyunca Likya Yolu’nun Batı etabını birlikte yürüyecektik.

 

İlk günkü 7 km lik yürüyüşümüze, Kayaköy (Karymlassos-Levissi-Kayaköy) antik kentinin hemen girişinde yaptığımız, leziz mi leziz gözlemeli kahvaltı molasının ardından başladık. Gözleme zaten Likya yolunun milli yiyeceği gibi, neredeyse bütün duraklarımızda köylülerin mis gibi el açması gözlemelerinden yedik.

Kayaköy’de eski rum evlerinin içinden geçip Ölüdeniz’e kadar cennetten manzaralar içeren orman içi bir rotada yürüdük.

Kayaköy Antik Kenti, bir zamanların Levissi Köyü bugünlerde hayalet köy olarak bilinse de buradaki evlerin sayısından yerleşimin kalabalıklığını, köyün bir zamanlardaki ihtişamını hayal edebilmek hiç zor değil. Mübadele döneminde burada yaşayan Rumların göç ettirilmesiyle ıssız kalan bu güzel köyün oldukça hüzünlü bir geçmişi var. Kayaköy’ü hakkını vererek anlatabilmek için ayrı bir yazı yazmam lazım sanırım; şimdilik Likya Yolu’na odaklanalım ama söylemeden edemeyeceğim, Fethiye’ye yolu düşenler ya da Likya Yolu’nu yürümeye nereden başlamalıyım diyenler için Ölüdeniz’e 10 km yani yaklaşık 15 dk mesafede yer alan Kayaköy kalbinizde yer edinecek rotalardan biri ve kesinlikle görülmeye değer. Yüzmek için vereceğiniz Ölüdeniz molasından hemen önce programınızda yer alabilir. 😊

Kayaköy’ ün yaslandığı tepenin arka tarafı deniz. Dedim ya ilk yürüyüşüm diye tepeye nefes nefese çıkıp da deniz manzarasını görünce cennetin de dünyada olduğunu anlıyor insan. Burada Soğuk Su Koyu, az ileride Gemile Koyu ve Gemile Adası manzarasıyla karşılaştık. Zamanı olanlar için buralarda keyifli bir yüzme molası şahane olur.😊

Bu arada bu tarz doğa sporları için kondisyonu yeterli olmayan biri olduğumu düşünürdüm ama kendimden beklediğimden daha iyiydim ! Yani başlamaya çekinenler için cesaret verici olsun isterim 😊 Zaten özümüz bu değil mi insan doğada geçirdiği 5, 6 saate hemen adapte olabiliyor da, 30 yıldır yaşadığı şehre dönünce bir garipsiyor beton duvarlar arasına hapsolmayı. 

Çok zorlu patikalar değildi, rehberimizin de söylediği gibi ilk günümüz ısınma yürüyüşü tadında geçti. Patikaların ıssızlaştığı yerlerde üst üste dizilmiş taşlar gördüm ve bilhassa çatallara ayrılan yollarda doğru rotayı tarif etmek için oraya konulduklarını öğrendiğim. Dağcıların dayanışma için sıkça kullandıkları bir yöntemmiş ve bu taşlara baba diyorlar 😊 Taş kulelerden doğal navigasyon fikri çok hoşuma gitti 😊 Hem taş kuleler hem de işaretlenen boyalı taşlar yön bulmada işimize yarasa da bilen rehberler ile gitmekte fayda var.

İlk günden itibaren yürüyüşümüz boyunca patikalarda çok sayıda yabancı turiste rastladık. Hepsi de doğa harikası manzaralar içeren dünyanın en popüler ve en özel antik yürüyüş yollarından biri olan tarihi Likya Yolu’yla ilgili hayranlıklarını bizlerle çok cömert iltifatları ile paylaştılar. Mevsim itibarıyla da tam yürüyüş zamanı olduğunu öğrendim, ilkbahar ve sonbahar bu rota için en uygun dönemlermiş.

Patikalar sona erdiğinde Ölüdeniz’e varmıştık. Soğuktan ve adam boyundaki dalgalardan ilk gün sadece ayaklarımı değdirebildim 😊 3. gün yazımda Kabak Koyu tecrübelerimi paylaşacağım.

İlk gün yürüyüşümüzü tamamlayıp Faralya’daki otelimize vardık. Aklım hala gördüğüm manzaralardayken, bu sefer de konakladığımız otel bizi müthiş bir gün batımı manzarası ile karşıladı. 😊 Kelebekler vadisinin tam üstünde, tüm manzaraya hakim olan Faralya’daki Keyif Otel ’deydik. İşletmeci Recep abi yerel halktan, sağolsun ailecek bizi çok güzel ağırladılar. 😊 Akşam yemeğimizde ki taptaze gelen ve defne yaprakları ile pişirilmiş çupranın tadı hala damağımda 😊 Kapıları deniz manzarasına açılan odaları sevdiğimi daha önce Büyük Ada hakkındaki yazımda da paylaşmıştım, evrenden çekiyorum sanırım! 😊

İlk günün akşamında bütün ekip şöminenin başında sohbet çemberinde bir araya geldik. Her birimizin hikayeleri farklıydı, fakat bir arada çok keyifli bir ekip olduk biz. 😊

Bu yazımda Likya Yolu yürüyüşümüzün ilk gününe ait notlarımı, anılarımı paylaştım. 😊 Kayaköy’den takribi saat 13.00 gibi yola çıkmıştık ve 19.00 ‘da Faralya’daki otelimize vardık. Ah bazı 6 saatler paralel evrende aylara bedelmiş, ben bugün bunu öğrendim. 😊

Likya Yolu serüvenimizin Ovacık- Faralya arasını yürüyeceğimiz 2. gününe ait ayrı bir yazı gelecek…

Takipte kalın!

 

Sevgiler,

Duygu