Daha önce ilk iki günününe ait hatıralarımı paylaştığım Likya yolu yürüyüşümüzün Faralya – Kabak Koyu arasını adımlayacağımız 3. gününden çokça selamlar !
Sizlere anlatacaklarımın sadece Faralya – Kabak arasını kelebekler eşliğinde ve neşeyle nasıl yürüdüğümüz hakkında bir yol hikayesi olmasını çok isterdim fakat tam da bugünlerde Ege Bölgesi’nde artan yangınlar varken içim buruk yad ediyorum tüm doğa gezilerimi. Likya özelindeyse bölgede artan yapılaşma sorunu artık o kadar ileri seviyeye gelmiş durumdaydı ki, antik kentte yakında kentsel donüşüm başlatılsa üzülerek söylüyorum hiç şaşırmayacağım…
Hani güzel bir şey görünce korumak istersin ya onu, içgüdüseldir yani. Bazen ülkemdeki doğa harikası yerleri gördükten sonra şöyle diyorum; iyi ki geldim, gördüm. Belki 5 yıl sonra bu haliyle kalamayacak. Kalması için neler yapmamız mümkün peki ?
Zamanında çok söylenmişti Likya yolu duble yol olmasın diye.. Ne yazık ki son aylarda yine gündemde olan Finike-Demre-Kaş-Kalkan Duble Yol Projesi hayata geçerse yani bölgeye ulaşım mevcut yol/ların iyileştirilmesi ile sağlanmayıp da yeni yol ile yapılırsa olacaklar şunlar;
Başta Likya Uygarlığı’na ait olmak üzere 11 arkeolojik sit ve 9 koruma alanı, kıymetli tarım arazileri ve bölge ekolojisinin doğrudan ya da dolaylı olarak zarar göreceği öngörülüyor.
Likya mezar anıtları, Myra antik kenti su kanalı gibi birçok kültürel varlığın olduğu alanlar üzerine otoyol inşaatı için şantiye kurulacağından bahsediliyor.
Projenin durdurulması için başlatılan imza kampanyası açıklamasında belirtilenler yine çok çarpıcı; yol güzergahında 118 hektar tarım alanı yani yaklaşık 210 futbol sahası kadar alan tahrip olacağı belirtilmiş.
Duble yol sonrasında alanların hızla ranta açılacağı ve bölgenin betonlaşacağını öngörmek ise hiç zor değil.
Üstelik mevcut Kaş-Kalkan yolunun 28 dakikada sürdüğü, yeni yolun ise 31 dakikada geçileceği belirtilmiş.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 5 Kasım 1999 tarihinde aldığı 658 Nolu İlke Kararı, arkeolojik sit alanlarının koruma ve kullanma koşullarını; 1. derece arkeolojik sitlerde “kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesine, bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamayacağı” şeklinde belirtiliyor…
Rotamıza dönecek olursam 3. günümüzde Faralya – Kabak Koyu arasını adımlamıştık.
Yürüyüşümüze pek bir sevimli minik karabaş eşlik etti. Yol boyunca peşimizi bırakmadı. Haberi yok ama az kalsın İstanbullu olacaktı. 🙂
Patika yol kenarlarında en doğalından meyve suyu satan teyzelerin taze portakal ve nar suyu karışımları o sıcakta öyle güzel gitti ki 🙂 İçerken üzerine tepemdeki kiraz ağacından çiçek düşünce dedim tam benim süslü smoothielerime benzedi işte! Sadece daha güzeli 🙂
Karabaş’ı narsuyunu içtiğimiz teyzeye emanet ediyoruz ki asıl evinden çok uzaklaşmasın, sahibini tanıyorlarmış zaten aradılar gelip alsınlar diye.
Kabak’a vardığımızda eşyalarımız konaklayacağımız otele araçla getirilmişti. Hızlıca odalarda üstümüzü değişip sahile doğru o meşhur Kabak yokuşunu indik. 🙂 Bu benim Kabak denizine ilk girişim olacaktı. Nisan ayında denizi daha serin beklerdim, normalde hemen üşüyen ben bile saatlerce sudan çıkmamıştım. 🙂 Yürüyüşün üstüne denize girdiğimiz ilk anlarda sudan coss diye ses çıktığına yemin edebilirim ama ispat edemem 🙂
Likya Yolu serüvenimizin Kabak – Alınca Koyu arasını yürüyeceğimiz 4. ve son gününe ait ayrı bir yazı gelecek… Takipte kalın!