Benim gibi doğma büyüme İstanbul’da olan biri için günü birlik dahi olsa ada havası almak ege özlemini dindirmenin en kestirme yollarından biridir. Mart’ın son haftası gerçekleştirdiğim minik bahar molamdan birkaç kareyi ilk okuyucularımla paylaşmak istedim.
Büyük yazarlarımız adalarda neyi keşfetmişler bu kadar diye kalktım geldim, ama baharda gelince yazmak ne mümkün! 🙂
Adanın yeşillikleri içerisinde kaybolduğum yürüyüşlerimde topladığım iki papatya bana eşlik ettiler. İkisini de kökleriyle birlikte aldım, evimde büyüteceğim diye. Sonra kızdım kendime, insanoğluyuz işte ille de benim olsun, evimde dursun. Evin tanımı ne ki diye düşüncelere dalarak Manastır yolu üzerinden otelin yolunu tuttum.
Anka Aya Nikola Oteli kendi plajı olması ve odalarının denizi görmesi sebebiyle tercih ettim. Sekiz odası bulunuyor. Jakuzi ve şömineli olan odaların hepsinin kapıları denize açılıyor. Otel doğuya yani Sedef adasına doğru baktığından güneşin doğuşunu çok güzel yakalamak mümkün.
Benim kaldığım gün hava biraz kapalıydı fakat sırf güneşin doğuşunu izlemek için dahi tekrar giderim dediğim yerler listesine girdi benim için Anka Aya Nikola. İşletme sahibi Dilek hanım ile Nalan hanım ve Enes beye misafirperverliklerinden ötürü teşekkür ediyorum.
Kendime ise ; iki gün en fazla ne yapılabilir diye düşünmeyip bu molayı kendime hak gördüğüm için elimi şöyle bir kalbime götürüp kocaman teşekkür ettim dönüş yolunda.